29 Ocak 2012 Pazar

durup dururken...

sigarayı bıraktığımın yazının sonu. Saçlarım uzun yanaklarım şişkin ipek geldi. Aylardan ağustos, Gürkan tedirgin.. dedi ki; Mıstık ben gidiyorum... Düşündüm ki; İpek sonunda yapmak istediğini yaptı ve gidiyor. İpek ten üç ay boyunca hiç haber almadım. o kadar ağladım ki o üç ay boyunca anlatamam bile.

Sonra bir sabah tüm gülümsemesiyle Hülya geldi. Aradan bir hayli zaman geçti. Basit çıkarımlarıyla o akıl almaz derece tonlamasıyla benim tatlı hülya' m geldi. Tekrar tekrar geldi, tekrar tekrar gelsin diye yapmadığım kalmadı ve en çok saçlarımı hülya' m beyazlattı. Velakin Hülya' m benim onu sevdiğim gibi sevmedi beni, bir başka sevdi sonsuza dek yitirmemecesine sevdi beni. Çok üstüne gittim onun beni sev beni sev beni seni sevdiğim gibi sev diye. Sonradan hep sonradan olduğu gibi anladım, o beni zaten başka kimseyi sevemeyeceği kadar seviyordu fakat kuşkular yakamı bırakmıyordu. Kuşkular diyordu ki bana ki İpek katkılı Hülya seni başka kimsenin sevemeyeceği gibi seviyorsa neden yanında değil ve sen neden Hülya nın yanın da değilsin...
Hayatım da kimsenin gülümsemesi, beni Hülya nın gülümsemesi kadar mutlu etmedi...

Sonra İris geldi. Durduk yere öyle apansızın. Hiç bir şey yapmadım öyle kendim olmak dışında, dedim ki fazla hızlısın veya yanlış.. son bir ara yalan söylememek adına ona Hülya mdan bahsettim, o an onun gözünde bitmişim. Bana öyle söyledi.. İris i sevmeyi çok istedim. İris in beni sevmesini çok istedim. Fakat inandıramadım kendimi. Çünkü; İris in yaşayacağı maceralar vardı ki tam takır kuru bakır da sayılmazdı. Bence tüm hatası bana tam açıklıkta olmamasıydı... şimdi o da buradan çok uzaklarda. affet beni. sadece samimi oldum.

Bir gün caddebostanda sırma ben burak damla bisikletle geziyor eyleniyoruz. geçirdiğim en güzel yaz. sırma var egzamalı bilmiyorum ki daha ne kadar gencim. daha liseye başlamadım. Bu sırma bana bir gün dümdüz baktı, mavi gözleri sırma yı dinlemez, kendi başlarına takılırlardı. Ğöğsümü deldi geçti o bakışlar. yeşil çimenler de buldum kendimi... o an başladı bende... saçlarımın beyazlaması..

Şimdi bunca karın yağdığı bu gece de her zaman olduğundan daha yalnız olan ben, tanıdığınız mıstık ya da hülya ma bahsettiğim mustafa, sadece uzanabiliyorum yatağımda. insanlar umarsız. kadınlar önce realist sonra hayalci.. düş kurmak hep güzel fakat sıcaklık iki kişiyken belli oluyor. Gülümseyen bir insan görmek istiyorum.. sadece gülümseyişine aşık olmak.
Vurucu bir bitiriş cümlesi ya da bir özdeyiş yok. gerçek hayata özdeyiş dayanmaz ya da yaşanmışlık. sadece istiyorum ki artık gökyüzü maviye dönsün, zira bakacak gücüm kalmadı...

2 yorum: